1993 yılında Müjdat Gezen Çocuk Tiyatrosu ile başlayan profesyonel oyunculuk hayatım, İstanbul’da birçok özel tiyatroda oyunlar sahneleyerek devam etti.
Sonrasında Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldum. Levent Kırca Oya Başar Tiyatrosu’nda çalıştım.
Birçok sinema filmi ve dizi filmde de rol aldım. Aynı zamanda 1996 yılından beri seslendirme çalışmalarım devam ediyor. Tiyatro turneleriyle, Türkiye’de 70 il 90 ilçe dolaştım.
Rahmetli ustam Lale Oraloğlu hocamla 4 yıl süren tiyatro turnelerim zamanında, 1997 yılında duraklarımızdan bir tanesi olan Urfa’ya geldiğimde, anlatılanlardan farklı bir şehir bulmuştum karşımda. Geçmişin izlerini silmeden, gelişmiş bir şehir yaratılmış.
Birkaç gün kalacağımız şehrin orduevine yerleşmek üzere şehir içinde dolaşırken, bir yandan şehri inceliyor, bir yandan da akşam sahnelenecek oyunumuzu düşünüyordum. Sıcak havanın da etkisiyle gevşemiş vücudumla aracın içinde uyuklamamak için gözlerimi kapatmaya direnerek Urfa’yı tanımaya çalışıyordum.
Aracımız tiyatromuzun oyun afişleriyle donatılmış olduğundan Urfalıların dikkatini çeken aracımıza ilgiyle bakıyorlardı. Bir ara aracımızdan indiğimizde en çok sorulan sorunun oyunun türüyle ilgili olduğunu farkettim. Komedi olduğunu öğrendiklerinde ise yüzlerde zafer kazanmışcasına bir gülümsemeyle yanımızdan ayrılıyorlardı. O zaman anladım ki daha o anda Urfalı tiyatroseverlerin gönlünü kazanmıştık.
Akşam oyunun sahneleneceği salona geldiğimde içimde taze bir heyecan vardı. Turneler boyunca her bir şehirde ilk oyundan önce yaşadığım bu telaş, Urfalı tiyatroseverlerin alkışlarıyla yerini mutluluğa bırakmıştı.
Oyunun başlamasından bir süre sonra sahnede, enerjisi hiç bitmeyen, büyük ustam, Lale Oraloğlu hocamın rahatsız bir şekilde kıpırdandığını farkedince bir sorun olduğunu anladım. Kısa bir an sahne arkasına geçtiğimizde bana:
“Cüneyt, içeride klimanın sesinden oyunuma konsantre olamıyorum. Birilerini uyar da klimaları kapatsınlar.”
Dediğinde, çok ciddi bir olay olmamasının sevinciyle, görevlilere klimayı kapatmalarını rica ettim. Görevliler bana klimaların hiç açmadıklarını söylediklerinde şaşkınlığım doruk noktasına çıkmıştı. Peki ama zaman zaman benim de duyduğum bu ses nereden geliyordu?
Antreme çıktığımda bir yandan oyunuma konsantre olmaya çalışırken, bir yandan da seyircilere dikkatle bakıyordum. Sesin geldiği yeri anlamaya çalışırken, bir seyircinin el hareketiyle neler olduğunu kavradım. Ülkemizde yıllarca tiyatro ve sinemayı eşdeğer gören seyircilerimiz, bir yandan oyunu izlerken, bir yandan da ortak bir hareketle hep birlikte çekirdek çitletiyordu. Gelen klima sesi de buydu.
Sahne arkasına geçtiğimize Lale hocama uygun bir dille olayı anlattığımda, o da oldukça şaşırmıştı. Ama hiçbir şey söylemedi. Ben içimden olayı nasıl toparlayacağını düşünürken, hocam ikili sahnelerimizden birinde beni durdu ve çok kibar bir dille seyirciyi uyardı.Ben insanların tepki göstereceğini düşünürken, olgun ve aklıbaşında Urfa seyircisi büyük bir alkış kopardı ve o andan itibaren çekirdek sesi duyulmadı. Çünkü anadolu insanı sahneye saygıda asla kusur etmezdi.
Yıllarca süren ve hala devam eden tiyatro çalışmalarım içinde bu anıyı hiçbir zaman unutamadım. Eminim ki uzun bir süredir ziyaret edemediğim Urfalı tiyatroseverler giderek artan bir tiyatro ve sanat sevgisine sahip olarak, tiyatroya ve sanata ilgi göstermeye devam ediyordur.
