DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

Bugünkü Cumhuriyet Gazetesinde Öznur Uğraş yazısını bize ayırmış. Teşekkür ederiz. “Süper İyi Günler “oyununu çalışırken, neden Christopher Boone gibi bir arkadaşımız yok, bizi zenginleştiren birine gereksinimimiz olmalı fikriyle yola çıktık. Otizm bir engel değil, bir spektrum bozukluğu ve davranış değişikliğidir.
Ancak bunu söylemek bile dışlayıcıdır. Otizmli bireyler, engelli değil, onlara başka bir yer tanıyalım derken bilinçaltında engelli bireyleri dışlayıcı bir tutuma girmiş olmuyor muyuz? Öte yandan sahnede bakın bu çocuk Matematik dehası, bakın bizim çözemediğimiz problemleri çözüyor derken, oyun kahramanımızın taşıdığı “savant” sendromunu yüceltiyoruz! Onu Albert Einstein ile aynı noktaya koyarken, eve hapsolmuş, eğitim hakkı elinden anlamış nice bireyi de dışlıyoruz.
Çok hassas dengeler bunlar! Bu konuda yapılan her film, her oyun kendi gerçeğini yansıtıyor ama başka bir gerçeği de dışlıyor. Bugüne kadar Yağmur Adam’da yansılananı gerçek sanıyorduk, şimdi Süper İyi Günler ya da Mucize Doktor belirleyici olmalı. Her insan gibi her sanat eseri de biricik.
Bu nedenle de, TBMM’den aldığım davette komisyon üyelerine belirttiğim gibi, bu konuda daha çok sanat eseri yaratılmalı. Ve tırnak içinde bir normalleşmeden söz ediyorsak, tırnak içindeki kahramanlık öykülerimizde de engellerle yüzleşmeye, hayatın gerçek yüzünü göstermeye, sağlıklı bir kuşak algısı yaratmak yerine çok yönlü insanların oluşturduğu bir mozaik yaratmaya dikkat etmeliyiz. Hepimiz her an engelli olabiliriz ya da engellerle karşılaşabiliriz. 
Engellerimizden dolayı engellenmediğimiz günlerin sevdasıyla, benim için çok özel bir anlam taşıyan bu özel günü kutlamak istiyorum. Hoşgörü, acıma gibi kavramları rafa kaldıralım, izlediğimiz bütün filmleri geri sarıp bugünü bir başlangıç sayalım. 
Nedim Saban

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın